İhalelerden Yasaklama Kararının Süreleri nedir

İhalelerden Yasaklama Kararının Süresi Kanunlarda (4734 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 4735 sayılı Kanunun 25. maddesi) sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında fiil veya davranışın özelliğine göre 1 yıldan az olmamak üzere 2 yıla kadar yasaklama kararı verileceği, üzerine ihale kaldığı halde mücbir sebep halleri (doğal afetler, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi veya genel seferberlik ilanı ve gerektiğinde idarenin başvurusu üzerine Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenecek benzeri diğer haller) dışında usulüne göre sözleşme yapmayanlar hakkında 6 aydan az olmamak üzere 1 yıla kadar yasaklama kararı verileceği düzenlenmiştir.

4734 sayılı Kanun’un 59. ve 4735 sayılı Kanun’un 27. maddeleri uyarınca mahkemeler tarafından verilen yasaklama kararlarının süresi 1 yıl ile 3 yıl arasında değişmektedir. Ancak bu yasaklama kararları diğer yasaklama kararlarından farklı olarak 4734 sayılı Kanun’un 58. ve 4735 sayılı Kanun’un 26. maddelerine göre verilen yasaklama kararlarının (idari yaptırım niteliğindeki yasaklama kararları) bitiş tarihini izleyen günden itibaren uygulanır.

İdare tarafından yasaklama kararı verilmese de mahkeme tarafından yasaklama kararı verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkeme tarafından verilen yasaklama kararı karar tarihinden itibaren uygulanır.

Aynı fiil nedeniyle hem idare tarafından ihaleden yasaklama kararı verilmesi, hem de idarece verilen ihaleden yasaklama süresinin bitmesini takiben mahkeme tarafından verilen ihaleden yasaklama kararının uygulanması hususunun, Kabahatler Kanunu’nun 15/3 maddesindeki bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabileceği, ancak suçtan dolayı yaptırım
uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulayacağı düzenlemesi ile çeliştiğini düşündüğümüzden bahsetmiştik. Zira aynı fiil nedeniyle 4734 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca idari tedbir niteliğinde ihaleden yasaklama yaptırımı,Ceza Kanunu uyarınca ceza ve 4734 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri niteliğinde ihaleden yasaklama kararı uygulanmaktadır.

Ayrıca, 4734 ve 4735 sayılı Kanunlardaki yasak fiil veya davranışları nedeniyle haklarında birden fazla cezaya hükmolunanlar mahkeme kararı ile sürekli olarak kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanırlar. Sürekli yasaklama bu kişilerin yarısından fazlasına sahip olduğu sermaye şirketleri ile ortağı oldukları şahıs şirketlerine de teşmil eder.

Danışmanlık hizmeti sunucuları için 4734 sayılı Kanunun 61. ve 4735 sayılı Kanunun 29. maddelerinde yer alan bilgi ve belgeleri açıklama yasağına aykırılık halinde ne kadar süre yasaklama öngörüleceği düzenlenmemiş olmakla birlikte, Kanun’un 58. maddesine atıf yapıldığın dan, yasak fiil veya davranışlar için öngörülen 1 yıldan az olmamak üzere 2 yıla kadar ihaleden yasaklama yaptırımı uygulanabilecektir

Yasaklama süresinin, bu zaman dilimleri içerisinde kalmak kaydıyla, gün,hafta, ay veya yıl şeklinde belirlenebilmesi mümkündür.

Genel olarak idari yaptırımlar, özel olarak yasaklama kararları hakkında uygulanacak ilkelerden olan ölçülülük (orantılılık) ilkesinden söz etmiştik. Yasaklama kararının süresinin belirlenmesinde ihlal ile yaptırım arasında hakkaniyete uygunluk bulunmalıdır. Kanun’da belirlenen alt ve üst sınırlar arasında isteklinin ne kadar süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanacağını belirleme konusunda idarelere tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gerekir. İdareler yasaklama süresini; kamu yararı ve hizmetin gerekleri prensipleri çerçevesinde ölçülülük ilkesini göz ardı etmeden, yasaklamaya neden olan fiil veya davranışın ağırlığını, niteliğini, teşebbüs aşamasında kalıp kalmamasını, ilk defa veya mükerreren işlenip işlenmediğini göz önünde bulundurarak takdir edeceklerdir.

Güncel bazı Danıştay kararlarında, uyuşmazlık esastan çözüme kavuşturulmadan önce, kanunda öngörülen üst sınır esas alınmak suretiyle yasaklama kararı tesis edilmesinin gerekçesinin sorulduğu, idarece verilen cevaba göre değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın çözümlendiği görülmektedir. Uygulama isabetli olmakla birlikte, idari işlemin gerekçeli olması gerekliliği, alt sınırdan uzaklaşılarak yaptırım uygulanan hallerde bu hususa ilişkin gerekçenin de belirtilmesini kapsadığından, böyle bir uygulamaya gerek olmaksızın ihaleden yasaklama kararları tesis edilirken açıklama yapılması gerekmektedir. Alt sınırdan uzaklaşılarak ihaleden yasaklama kararı tesis edildiği hallere ilişkin örnek bazı Danıştay kararlarına aşağıda yer verilmiştir.

Örnek
Dava, davacı şirketin 24 ay süreyle tüm kamu kurum ve kuruluşların ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin davalı T….. A.Ş.nin 07.02.2009 tarih ve 27134 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan işleminin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi’nce; “…sözleşme imzalanmasından sonra 11.000 adet 210 W içten ateşleyici YB NA buharlı lambanın ve 99.500 adet 110 W YB NA buharlı lambanın kabul
edildiği, 11.000 adet 210 W içten ateşleyici YB NA buharlı lambanın ise reddedildiği, bunun üzerine T… A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 23.01.2009 gün ve 2/31 sayılı kararı ile davacı şirketin iki yıl süreyle yasaklı şirket ilan edilmesine karar verildiği, davacının teslim ettiği bir kısım malzemenin ihale şartnamesine uygun olmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uyarınca ihalelere katılmaktan yasaklanması yerinde olmakla beraber, sözleşmeye konu malzemelerden teslim edilenlerin çoğunun ihale şartnamesine uygun bulunarak ihale makamınca kabul işlemlerinin yapıldığı hususu da göz önünde tutulduğunda, taahhüdünü büyük oranda yerine
getiren davacı şirketin, idareyi yanıltarak zarara uğratma kastının bulunmadığı kanaatine varılmış olması karşısında, fiil ve davranışının özelliği dikkate alınarak uygulanması gereken idari yaptırım kararının alt sınır yerine üst sınırdan verilerek 24 ay süre ile bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanması yönünde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı…” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bu karar davalılar tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay 13. Dairesi’nin 20.05.2014 tarih ve E:2010/1075, K:2014/1954 sayılı kararı ile onanmıştır