inşaat sözleşmeleri ani edimli sözleşmelerden olup yüklenicinin kendi kusuru ile işi belirli zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi halinde uyuşmazlığın kural olarak taraflar arasındaki sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan BK maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir

3 min read

Yargıtay kararlarında da genel olarak inşaat sözleşmelerinin ani edimli sözleşme olduğu görüşü benimsenmektedir . Ancak, Yargıtay * yılında vermiş olduğu içtihadı birleştirme kararında, inşaat sözleşmesinde inşa etme ediminin zamana yayılması nedeniyle bu sözleşmelerin sürekli edimli sözleşmelerin de özelliklerini taşıdığını, dolaysıyla, TMK düzenlenmiş dürüstlük kuralı gereği inşaatın geldiği aşama itibariyle feshin ileriye etkili olarak sonuç doğurması gerektiğini kabul etmiştir

Karar…..”Eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmeleri ani edimli sözleşmelerden olup yüklenicinin kendi kusuru ile işi belirli zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi halinde uyuşmazlığın kural olarak taraflar arasındaki sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan BK maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.

 

Karar….. “Ani edimli eser sözleşmelerinin yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sona ermesi halinde ise feshin geriye etkili sonuç doğuracağı yani, sözleşme hiç yapılmamış gibi başa dönüleceğinden, taraflar sözleşme ile üstlendikleri borçlarını ifa yükümlülüğünden kurtulacakları gibi, daha önce ifa ettikleri edimlerini geriye isteyebileceklerdir .

Bu geri isteme aynen olabileceği gibi, mümkün olmaması halinde bedele ilişkin de olabilecektir.”

Karar:…. İş görme sözleşmeleri arasında yer alan istisna sözleşmesi genel olarak “anî edimli”, sözleşmeler gurubunda mütalâa edilmekte ise de, istisna sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde; müteahhidin (emeğe ve masrafa dayanan) edim borcunun genellikle uzun bir zaman süreci içinde yayılmış olmasından dolayı ve edim borcunun bu özelliği yönünden, sürekli borç ilişkilerine özgü kuralların da gözetilmesi gerekir. Kanunda da, istisna sözleşmeleri düzenlenirken,

sürekli borç ilişkilerine özgü kurallara yer verildiği görülmektedir. O halde, Hukuk Genel Kurulu kararında da açıkça belirtildiği gibi, inşaat sözleşmeleri “geçici sürekli karmaşığı” bir özellik taşımaktadır.

Bu açıklamalar da göstermektedir ki, Medenî Kanunun maddesindeki kuralla; kanunun ve hakkın mutlaklığı kuralına istisna getirilmektedir. Ancak, bu kuralın tâliliği (yani ikinciliği) de gözetilerek; öncelikle her meseleye ona ilişkin kanun hükümleri tatbik edilecek uygulanan kanun hükümlerinin adalete aykırı sonuçlara neden olabildiği bazı istisnaî durumlarda da, 2/2. maddedeki kural, haksızlığı tashih edici bir şekilde uygulanabilecektir.

O halde, içtihadı birleştirmeye konu meselelerin çözümünde izlenecek yol şöyle olmalıdır:

Şayet, olayın niteliği (müteahhidin yapının tamamladığı kısmının kapsamı) ve özelliği (uyuşmazlığın yalnızca BK maddeleri uyarınca çözümlenmesini) gerektiriyorsa; sözleşmenin feshinin bu hükümlerde öngörülen hukukî sonuçları doğuracağı tabiîdir. Artık bu durumlarda, inşaat sözleşmesinin müteahhidin edim borcu yönünden özelliği de sonucu etkilemez. Ancak, olayın niteliği ve özelliğinin (………..maddeler hükümlerinin uygulanmasının doğuracağı adalete aykırı sonuçlarının) haklı gösterdiği durumlarda;

Medenî Kanun maddesi hükmü gözetilerek, sözleşmenin feshinin (sürekli borç ilişkilerinde olduğu gibi) ileriye etkili sonuç doğuracağı kabul edilmelidir. Böyle bir çözümün sonucu olarak da, mütemerrit müteahhit; kısmî ifasının bedelini iş sahibinden ve iş sahibi de; müteahhidin kusuruna bağlı tüm zararlarını müteahhitten talep edebilecekler ve bu suretle tarafların yararları arasında karşılıklı bir denge kurulmuş olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright ©2020 www.yapimisi.com | Newsphere by AF themes.